AHIRDAN MÜZEYE

           

 İlk yazımda sizlere geçen hafta gezdiğim bir yeri anlatmak istiyorum. Bu yer beni daha gitmeden heyecanlandırmıştı, gidip gezdiğimde ise nadide cam eserlerin arasında kayboldum. İşte duygularımın sahibi olan yer, Beykoz'da bulunan Cam ve Billur Müzesi. 

 Müze, adını Beykoz Cam ve Billurat Fabrika-i Hümayunu'ndan almış ve Sultan Abdülaziz'in paşalarından biri olan Abraham Paşa tarafından 19. yüzyılda yaptırılmıştır.  Burası çiftliğin taş örgü ve  "U" şeklinde planlanmış bir ahırıdır. Milli Saraylar tarafından restore edilerek müze haline getirilmiştir. Ayrıca Türk cam endüstrisinin ilk adımlarının atıldığı yer olarak da kabul edilmektedir.

 Müze dışarıdaki taş örgülü heybetli halini içeride şeffaflığa, zarafete, kristal yansımalara ve lüksün sadeliğinde ki kırılganlığa bırakmış. İçerisinde 12 tematik bölüm ve 1000 nin üzerinde eser barındırmaktadır. Teşhir alanında 13. ve 20. yüz yılları arasında yapılmış Türk cam sanatı örnekleriyle birlikte Osmanlı sarayları için Avrupa'da üretilmiş eserlere de yer verilmektedir. İçeride gezinirken renkli kadehlere, şamdanlara, bardaklara, sürahilere, tabaklara, aksesuarlara, parfüm şişelerine, avizelere, revzenlere vb. daha sayamadığım çeşitte eserlere bakarken gözleriniz kamaşıyor.

 Müzenin bahçesi 100 ün üzerinde farklı tür ağaca ev sahipliği yapıyor. Yeşilin her tonunu bu bahçede görülebilmekte. Abraham Paşa'nın o dönem Osmanlıda bulunmayan ağaçları ve bitkileri getirip dikmesiyle de botanik bahçeyi aratmayan manzaralar var diyebiliriz. Ayrıca bahçede tavşanlar ve tavus kuşu da sizi her an karşılayabilir.

 Gelip kesinlikle görülmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum. Eğer gelirseniz gezinin ardından bahçede manzaranın keyfini çıkararak kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Yorumlar